28 Ocak 2013 Pazartesi

   Şehit Mehmet      

 Mehmet daha bir çocuktu. Babası gibi bir asker olmayı çok istiyordu. Annesi Mehmet’i çok seviyordu. Mehmet artık sorumluluk üstleniyordu. Çünkü artık büyümüştü. Askerlik yaşı gelmişti. Mehmet annesi ile vedalaştıktan  sonra vatanı için yola koyulmuştu. Mehmet aslında mutlu ve gururluydu. Fakat bir yandan da annesinden ayrıldığı için biraz hüzünlüydü. Artık askerliğine başlamıştı. Babası önderliğinde babasıyla gurur duyuyordu. Kendisi de babası gibi gururlu merhametli  bir Türk şehidi olmak istiyordu. Her gün yatmadan “Ya Rab bana şehitliği nasip et” diye dua ederdi. Aradan beş  gün geçtikten sonra komutan savaş yapılacağını bildirdi. Bütün askerler savaş için , vatanı için savaşa hazırlandılar. Mehmet’in içinde vatanı için büyük bir istek vardı. Annesi ise Mehmet’ini çok özlemişti. Bir an önce kınalı kuzusunun gelmesini ve ona kavuşmayı istiyordu. Mehmet’ine olan hasretini ve özlemini kağıda döküyordu. Mehmet ise savaş için heyecanını yenemiyordu. Mutluluğunu yansıtan gözlerindeki o tatlı gülüş komutanlarını sevindiriyordu. Artık herkesin gözlerinde mücadeleci bakışlar vardı. Artık herkes savaşa hazırdı. Sabahleyin dağların soğuk rüzgarlarıyla birlikte savaşın başlamasına dakikalar kalmıştı. Mehmet de  annesine bir mektup yazdı. Mektuba şöyle başladı. “Canım anneciğim öncelikle seni çok seviyorum sağlığın sıhhatin iyidir umarım beni merak etme. Şu an çok iyiyim az sonra düşmanlara karşı ve vatanımız için bir savaş yapacağız. Ben bu savaşta babam gibi gururlu ve vatan sever bir şehit olmak istiyorum. Sakin benim için üzülme, aksine benimle gurur duy. Ne vatan sever bir oğlun varmış , vatanı için şehit oldu de ve hakkını helal et anneciğim.”yazmıştı. Mehmet’in mektubunu yazmasıyla  savaş başlamıştı. Kulakları çınlatan o mermi sesleri , kalpleri sızlatıyordu. Mermi sesleri artmıştı. Mehmet ruhunu teslim etmeye hazırdı. Mehmet kelimeyi şahadetini “Eşhedü anla ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abdühü ve rasuluh” diyerek getirdi. Savaş bittiğinde komutanları ve tertipleri başına toplandılar ve üzerinde annesine yazdığı mektup bulundu.  Mektubunu annesine gönderdiler. 15 dakika sonra annesinin mektubu geldi. Bu mektubu komutanlar okudu. Bir yandan da şehit Mehmet’in mezarı kazılıyordu. Komutanları şehit Mehmet’in annesini aradılar ve oğlunun şehit olduğu söylediler. Bu haberi alan annesi çok üzgündü. Haberi aldığında parçalanmıştı. Artık hayattan hiçbir beklentisi kalmamıştı. O da ruhu teslim etmeye hazırlandı. Kelimeyi şahadet getirerek gözlerini hayata yumdu.

A. K 7/A



Mehmet
Bir gün Mehmed’in annesine bir mektup geldi. Mektupta Mehmed’i askere çağırıyorlardı. Mehmet ve annesi  bir  haftaya kadar bütün hazırlıkları yaptılar. Annesi  Mehmed’i askere gönderirken çok duygulandı. Çok korkuyordu çünkü. Mehmet’in babası da askerde şehit olmuştu. Onun kaderinin babası gibi olmasından korkuyordu. Mehmet askere gittikten 1 hafta sonra bir çatışmaya gittiler. Birçok Türk askeri şehit olmuştu. Mehmet’in teskeresine 1 ay kalmıştı. Çatışmalar son bulmuyordu. Yine bir gün çatışmaya gittiler ancak Mehmet bu çatışmada şehit düşmüştü. Komutanları bütün şehitlerin künyelerine baktı. Mehmet’in şehit olduğuna hem sevinmiş hem de üzülmüştü. İyi bir askerdi. Mehmet’in şehit oluşu bütün arkadaşlarını üzmüştü. Aradan 2 gün sonra askerler Mehmet’in annesine gittiler. Bu üzücü haberi kim söyleyecekti? Derken Mehmet’in annesi :
-Mehmet’im şehit mi düştü ? dedi.
Askerler başlarını öne eğdiler ve:
-Mekanı cennet olsun, dediler.
Annesinin korktuğu başına gelmişti ama oğlu ve eşi vatanları için canlarını feda etmişlerdi her ikisi ile de gurur duymuştu.
B.K 7/A

26 Ocak 2013 Cumartesi


Şehit Mehmet’in Hayatı
Yıl 1832. 20 yaşında gencecik bir delikanlı. Mehmet anası ile küçük bir gece konduda hayatta kalma savaşı veriyorlardı. Mehmet, Yiğit vatanı için her şeyini feda edecek bir Türk askeri. Askere gitme zamanı geldiğinde bir yandan anamı yalnız bırakacağım üzüntüsü bir yandan da vatanı için savaşma sevincine boğulmuştu Mehmet. Gitti yatakta yatan anasına:
-Anam ben gidiyorum. Vatanım için savaşmaya, Allah nasip ederse şehit olmaya gidiyorum. Hakkını helal et.
İçinde eridiği yataktan biraz doğruldu:
-          Vatanın için kendini feda ediyorsun oğlum. Hiç korkmuyorsun . böyle bir çocuk yetiştirdiğim için hem kendimle hem de seninle gurur duyuyorum. Sen beni sakın düşünme. Ben başımın çaresine bakarım. Evelallah yakında ruhumu telsim ederim. Sen git vatan uğruna savaş oğlum.

Sarılırlar ve Mehmet anasının elini öper ve ayrılır. Mehmet’in can dostu çocukluk arkadaşı Yusuf ile beraber birliklerine doğru yol alırlar. Orada ki kardeşleriyle tanışıp kaynaşmışlardır. Diğer arkadaşlarını ne kadar sevse de Yusuf’un yeri ayrıydı Mehmet için. Yusuf ve o birbirlerine çok benziyorlardı. Çocukluk arkadaşı oldukları için birbirlerinin her derdini hiç yüksünmeden dinler ve çözüm ararlardı. Soğukta karın altında analarını doyurmak için çalışırlardı. Mehmet bunları düşündü ve sonra özüne döndü. Birkaç ay geçti ve anasından haber geldi. Anası ruhunu teslim etmişti. Mehmet aslında biliyordu olacakları. Anasından ayrılırken kendiside söylemişti ama herkes gibi o da yığıldı biran, hemen Yusuf koştu imdadına ve Mehmet’i teselli etti. Yusuf’ta severdi can dostunun anasını. Günler ayları kovaladı ve savaş zamanı geldi çattı. Hazırlanıp yola koyuldular. Derken çatışmanın ortasında buldular kendilerini.  Mehmet korkmuyordu. Yusuf’un yanında durdu ve ona destek çıktı derken Mehmet çatışmada vuruldu. Yusuf helak oldu tabi can dostu onu yan tarafa çekmek üzere çıktığında bir vatan haini tarafından o da vuruldu. Komutanları yanlarına geldi , künyelerine baktı ve vatan için kendilerini feda ettiler deyip onlar yaşarken beraberdiler gömerken de yan yana gömün, deyip ayrıldılar.
T. S 7/A

Şehit Mehmet Çavuş

              Merhaba , benim adım Mehmet, şehit Mehmet Çavuşun oğlu. Benim babam şehit oldu beni cennette bekliyor. Annemin anlattığına göre benim babam 1999 yılında Hakkari’ye asker olarak gitmiş. Babam asker nizamiyesine gidene kadar “Allah’ım beni rütbelerin en gururlusu en güzeline kavuştur.” Diye dua etmiş. Benim babam her gece rüyasında etrafını kırmızı gelincikler sararmış ve şehit olan arkadaşları babamı çağırırmış. Babam tam şehit arkadaşlarıyla gidecekken babamın arkadaşı Kınalı Ali babamı uyandırmış. Babam rüyasını Kınalı Ali ‘ye anlatmış. Zaten bunları da anneme Kınalı Ali babamın canı biricik arkadaşı anlatmış. Benim babam o kadar merhametli o kadar ileriyi düşünen o kadar ileriyi gören birisi ki kendi şehit olmadan benim adımı Mehmet koymuş. Mehmet ben şehit Mehmet Çavuşun oğluyum ben asker olana kadar ağlamayacağım. Beni babamın olmamasıyla kalbimden yaralayan insanlar olunca ben ağlamayacağım gururlanacağım benim babam şehit diyeceğim. Bende bir gün asker olacağım. Rüyamda babamı göreceğim ve babam beni çağıracak. Ben de dünyanın en büyük en güzel rütbesine kavuşacağım. Ben de şehit olacağım. Benim canım anneme kırmızı kağıda komutanımın ağzından yazılmış bir mektup gidecek ama anneciğim sakin ağlama sana eğer neden ağlamıyorsun diye sorarlarsa benim oğlum dünyanın en rahat en güzel yerinde, ben oğlumun arkasından neden ağlayayım, benim oğlum en gururlu işi yaptı benim oğlum şehit oldu diyecek. Eğer sokakta aç kimsesiz birilerini görürsen sıcak bir çorba pişir yesin zavallı. Ona bayrağımı , dinimi ve şehitliği anlat o da vatanın, vatanımın bir evladı olsun. Ve işte düşmana karşı göğsümü geriyorum, kayaların arkasından çıkıyor Azrail. Ateş ediyor mermisine, silahına, bombasına güvenen düşman tam göğsümü isabet almış. Beni göğsümden vursun yeter ki imanımı, dinimi, bayrağımı şehitlerimin , babamın gururu ayaklar altına alınmasın, geldi işte ruhumu, emanetimi yaradana teslim edecek olan melek. Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enla Muhammeden abdühü ve rasülühü. Kelimeyi şahadeti getirdim işte bundan gayrısı koymaz yüreğime. Ağlama anneciğim, ağlama komutanım ve can dostlarım ben babamın yanına gidiyorum. Kırmızı gelinciklerle, güllerle ve şehitlerle dolu olan cennete gidiyorum. Cennetteki yerime bir kuş gibi uçuyorum.

H. K. 7/A
   

24 Ocak 2013 Perşembe


Şehitlik Mertebesinde

Mehmet küçük yaşta babasını kaybetmişti.Babası kendini vatan yoluna adamıştı.
Mehmet de babası gibi kahramanca şehit olmak istiyordu. Mehmet'in annesinden başka birde sevdiği kız vardı.Onu çok seviyordu bir dediğini iki etmiyordu Askerlik çağı gelmişti.Annesi ve sevdiği kız bu duruma çok üzülüyordu.Sevdiği kız Mehmet'e şiir yazmıştı:
Mehmet'im dağlara gideceksin 
Kendine dikkat et
Nede olsa bu dağ
Seni vururlarsa bende kendimi vururum
Şimdiye kadar hiç ayrılmadık
Ahirette de ayrılmayalım
Çantana resmimi koydum 
Vurulursan kanını saklarım Mehmet'im .

Mehmet şiiri bilmiyordu.Sevdiği kız çantasına koymuştu.Askere gittiğinde eşyalarını dolabına yerleştirirken şiiri görür okurken göz yaşlarını tutamamıştı.Ertesi gün sabah erkenden eğitime gitmişlerdi.Mehmet'in acemilik zamanı geçmişti.Haftada annesiyle mektuplaşıyordu.Mehmet çavuş olmuştu.Doğuya gidip şehit olmak istiyordu.Her gece ''Ya Rab!Şehitliği ban nasip et''diye dua ediyordu.Gün doğarken doğuya gitmek için yola çıkmıştı.Ne kadar tedbirli olsalar da baskına uğramışlardı.Şehit düşmüştü en çok istediği şey olmuştu.Sevdiği kızın resmini kanına sürüp arkadaşına bunu sevdiğime ulaştır, demişti.Sevdiği kız Mehmet'in acısına dayanamayıp kanser olmuştu.Mehmet'in sevdiği kız kanser çilesi ve Mehmet'in acısına dayanamayıp hayata gözlerini yumdu.Mehmet ve sevdiği kız aşk fidanlarını büyütemeden hayatları sona ermişti.Geriye sadece oğlu için ve Mehmet'in sevdiği kız için çarpan anne yüreği bir de arkalarından akan sevgi ve özlem dolu birkaç gözyaşı kalmıştı.
A. T. 7/A

Mektup  

Mehmet'in babası öleli 10 yıl olmuştu.İçinde hala babasının hasreti vardı.Buna rağmen askerliğini yapıp evine dönecekti Mehmet.Askere gideli daha 2 gün olmuştu. Teröristler saldırıya geçtiler.Annesi tam da o an Mehmet'e bir mektup yazıyordu.Annesi kalemi masaya bıraktığında Mehmet çoktan hayata gözlerini yummuştu.2 saat sonra evin telefonu çaldı.Komutan arıyordu bu acı haberi vermek için.Komutan haberi verdi ve telefonu kapattı.Annesinin mektubu Mehmet'e ulaşmıştı. Ama ne yazık ki Mehmet annesinin yazdığı mektubu okuyamadı.Komutan mektubu açtı ve şunlar yazıyordu:
-Mehmet'im, sen babandan bana bir emanetsin.Hayırlı bir şekilde askerliğini yapıp evine döneceksin inşallah. Baban şu an yanımızda olsaydı benim seni ne kadar çok sevdiğimi anlardı.Mehmet'im ben rüyanda seni kanlar içinde gördüm.İnşallah böyle bir şey olmayacak.Seni çok ama çok seviyorum.Bir zaman gel olur mu? Komutan gözyaşlarını tutamadı.Komutanlarda biri geldi ve sordu.
Komutanım neden ağlıyorsunuz? 
Komutan da: 
Acılı bir annenin şehit olan oğluna yazdığı mektup için ağlıyorum diye cevap verdi...
 T. Ö.  7/A

20 Ocak 2013 Pazar

Bir Hikaye


MEHMET ÇAVUŞ


Mehmet 10 yaşındaydı. Her çocuk gibi oyun oynamayı severdi. En çok oynamayı sevdiği oyunlar silahla oynanan oyunlardı. Bir tek anası vardı. Babası cephede vatanı için mücadele verirken şehit edilmişti. Mehmet anasını çok severdi. Yıllar geçtikçe Mehmet büyüyordu. Kocaman delikanlı olmuştu. Artık askere gidip vatanı uğruna mücadele etmek istiyordu. Anası da Mehmet’in bu isteğine karşı çıkmıyordu. Ama bir yandan da şehit olmasından korkuyordu. Başka çocuğu yoktu. Hayatta tek dayanacağı duvar Mehmet’i idi. Onu kaybedemezdi. Mehmet  20 yaşına basmıştı. Askere gitme vakti gelmişti. Askere gidecekti artık. Bavulunu hazırlamıştı. Yapacağı tek bir şey kalmıştı. Anasına:
 
- Anam benim, canım anam, artık gidiyorum. Görevimi tamamlayıp geri döneceğim. Hakkını helal et, dedi. Anası bu duruma çok üzüldü. Ama yine de:
- Oğlum her zaman gitmek istediğin yere gidiyorsun. Hakkım sana helal olsun, demişti. Mehmet hemen yola koyuldu ve birliğine ulaştı. Arkadaşlarıyla tanıştı. Gelmişti görev yerine mutluydu artık. Günler geçiyordu. Günler geçtikçe Mehmet anasını çok özlüyordu. Anasına her hafta mektup yazmaya başlamıştı. Anası da Mehmet’e cevap yazıyordu. Ölmediğine mutlu oluyordu. Mehmet kışlada arkadaşlarıyla birlikte oturuyordu. Haber geldi komutandan:
- Hemen gelin çatışma var, diyordu komutan. Askerler hemen silahlarını alıp gittiler çatışma bölgesine. Mehmet de vardı aralarında. Düşmanlar bomba atıyorlardı. Mehmet’in en yakın arkadaşının önüne düşmüştü bomba. Mehmet de şehitliğin kendisine nasip olmasını istiyordu. Arkadaşlarının bazıları yaralıydı. Ama şehit olanlarda vardı ve o anda bir kör kurşun Mehmet’in kalbine isabet etmişti. Mehmet şehit olmuştu. Ama anasına çatışma yerine gideceğini söyleyen bir mektup yazmıştı çatışma bölgesine gitmeden. Anası bu mektubu aldığında ağlıyordu. Bir yandan da oğluna dua ediyordu. Sağ salim dönmesini istiyordu. Çatışma bitmişti cephede. Yaralı ve ölü askerler toplanıyordu. Şehit olan askerlerin ailesine evlerine gidip haber veriyorlardı. Mehmet’in anası dua ederken pencereden bakıyordu. Bir anda askerlerin eve doğru yaklaştığını gördü. Hemen dışarı çıkıp komutanın önüne gelmişti. Komutana soruyordu oğlunun nerde olduğunu komutan başını yere eğip:
- Mehmet cephede şehit edildi, demişti. Anası bu cümleyi duyduğu anda yere çömeldi ve gözyaşlarını tutamadı:
- Mehmet’im canım oğlum diye yas tutuyordu. Anası Mehmet’i hayattaki tek dikili ağacını kaybetmişti. Naaşını memleketine gömdüler. Anası bu durumda bile hala hayata tutunmaya çalışıyordu.


N.Ç  7/A